“Pahalı bir lokantaya gittiğinizi düşünün... Bir şişe şarap istiyorsunuz. Size aylar öncesinden mantarı açılmış bir şarap getiriyorlar. Üstüne üstlük kadehinizdeki şarabın üzerine bolca kaynamış süt ekliyorlar... ve de bir avuç şeker. Kandırıldığınızı düşünür ve olay çıkarırsınız değil mi? Şimdi bu sahneyi aynen alıp zincir kahve evlerindeki, pahalı cafe’lerdeki ya da otel lobilerindeki, ya da kendini ’iyi’ olarak tanımlayan restoranlardaki kahve sunumuna aktaralım. Hiçbirimizin sesi çıkmaz değil mi? Daha iyisi birkaç yıl öncesine kadar çıkmazdı demek daha doğru olur. Specialty Coffee’yi bu örnekten hareketle kabaca kaliteli ve lezzetli kahveye sahip çıkma hareketi olarak tanımlamak ve peşinde olduğumuz tutkuyu daha iyi anlatmak adına gerçekçi bir örnek olarak görüyoruz..”

Kahve dünyasında üçüncü dalga adı verilen döneme damgasını vuran Kronotrop, "az ve kendi yerinde kavurduğu" kahve çekirdeklerini, hasat dönemleri ile bağlantılı olarak, dünyanın dört bir köşesindeki özel çiftliklerden büyük bir titizlik ile seçiyor. Bu çiftlikleri özel kılan faktörler arasında sadece mükemmel çekirdeği üretme tutkuları değil aynı zamanda hem toprağa hem de doğal kaynakları korumaya yönelik attıkları aktif adımlar büyük önem taşıyor (Sürdürülebilir tarıma dayalı bakış açıları ile eko-değirmen (%80 daha az su kullanımı), atık suyun sulama için kullanılması ya da bölgeden geçen pek çok nehir ve ırmak üzerine kurulmuş küçük barajlardan elde edilen suya dayalı sulama sistemleri kullanılıyor).

Fakat Kronotrop’un başarı hikayesinde en iyi çekirdeklerin seçilmesinin yanında en az bir o kadar daha önem taşıyan diğer kısım, o soylu çekirdeklerin işinin ehli bir kavurma ustası tarafından en iyi özelliklerinin ön plana çıkacağı ve kompleks aroma ve tatlarının zenginleşeceği bir şekilde çok koyuya kaçmadan küçük miktarlarda açık olarak kavrulması, doğru ekipmanlarla ve doğru tekniklerle demlenmesidir. Tüm bu aşamaların herhangi birinde yapılacak bir hata o kahveyi bir anda sıradan bir ürüne dönüştürebilir. Zaten kahveyi diğer gurme ürünlerin büyük bir kısmından ayıran da bu bitmemiş bir ürün olma özelliğidir...

Bu başarı hikayesinin son bölümüne imza atanlar ise kuşkusuz sahneyi tutan baristalardır. Specialty kahve kültürü ile birlikte Barista da artık tezgah arkasında yer alan sıradan figür olmaktan çıkmış, müşterilerle nitelikli ilişki kurabilen, onları kahve konusunda yönlendiren, kendi zevkleri ve hayata bakış açısı ile yaşayan bir karaktere bürünmüştür. Bu da servis ve sunum dinamiklerini değiştirmiş, daha sıcak, teklifsiz ve eşitlikçi bir ortama taşımıştır... El işçiliğiyle, titizliğiyle ve tutkusuyla hazırladığı kahveleri, bu kahveleri süslediği latte artları ve ekipmanına gösterdiği ilgisiyle işini severek yapan baristalarımıza değinmeden geçemiyoruz...